BİZİMGİBİLER İÇİN ÖĞRETİLER

• 3/3/2007 - mutlaka görmelisiniz

dijital  

 

DİJİTAL SANAT ........RESİMLERİ BÜYÜTMEK VE DETAYLARI GÖRMEK İSTİYORSANIZ Kİ GÖRÜN DERİM RESMİN ÜSTÜNE TIKLAMANIZ YETERLİ

 

 

 


the old sorrow

 

 

 

 

 

 


the night to forget

 

 

 

 

 

 


your dirgists


ouroboros

nos morituri

house of discord

narrentraum

the phantom mechanics

our faces as our days

desolation

concept

the unknowing

cerebrium

and so it must be

neverwoods

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 3/3/2007 - Gezen’den ilk sergi

HEPİMİZ KENARINDAN KÖŞESİNDEN TUTMALIYIZ

İŞTE BİR  ÖRNEK :

Müjdat Gezen

 

 

Gezen’den ilk sergi

İlk kişisel resim sergisini açan Müjdat Gezen’e göre, “resim, oyuncunun kendine dönüklüğüne iyi geliyor”

23 Şubat 2007 Cuma

Aslı Onat

Müjdat Gezen’in ilk kişisel resim sergisi Kadıköy Bahariye’deki Epsilon Kitabevi’nde açıldı. Kadıköylülerin büyük ilgi gösterdiği sergi yeni olmasına karşın, Gezen’in resme olan ilgisi '60’lı yıllara dayanıyor.
O yıllarda bir yandan konservatuvara giden, bir yandan da Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nin kurslarına devam eden Gezen, tiyatrocu arkadaşlarıyla birlikte resim yapmaya başlıyor. Sanatçının atölye arkadaşları ise Burhan Uygur, Komet, Ayhan Kırdar ve Mehmet Güleryüz...
Gezen, söyleşi sırasında bize karakalem tekniğiyle yapmış olduğu tors ve nü çalışmalarını gösteriyor. Sergi açmak için bu kadar uzun süre beklemesinin nedenini sorduğumuzda da şunları söylüyor:
“İlk eşim ressamdı. Şimdiki eşim Leyla Hanım da bundan 16 - 17 sene önce resim yapmaya başladı. O da Mimar Sinan Dekor - Kostüm Bölümü mezunu. Onlar sayesinde evin içinde sürekli resim konuşulması, bu konuya iyice merak salmamda etken oldu. Ama ilk kez bu kadar çok resim biriktirdim; bir yıl boyunca 30’a yakın resim yaptım. Sergideki tablolarda mevsimleri işledim. Renk kullanmayı çok seviyorum. Sergiye gelenlerden de iyi eleştiriler aldım. Ressam Sali yaptıklarımı beğendi mesela.”
Gezen, sergisindeki yapıtların tümünü akrilik tekniğiyle üretmiş:
“Akrilik zordur; çabuk kurur ve nankör boyadır. Ama akriliği yağlıboyadan daha çok seviyorum, çünkü renkleri daha sıcak ve bana özgürlük duygusu veriyor.”
Peki ressam olmayı hiç düşünmemiş mi? Yanıtı hayır:
“Mesleğimi oyunculuk olarak belirlemiştim, ressam olmak istemedim. Resim beni müthiş şekilde dinlendiren bir hobi. Bütün sanatçı arkadaşlarıma da resim yapmalarını öneriyorum. Çünkü aktör, hep kendine dönük şeyler yapar. Resim öyle değildir; boyalarla sizin aranızda bir zenginliktir. İç dünyanızdaki sıkıntıları dağıtır.”
Epsilon Kitabevi’nin hemen bitişiğinde bulunan Müjdat Gezen Tiyatrosu da hummalı bir çalışma içinde. Gezen, bu sezon dördü çocuk oyunu olmak üzere dokuz oyun sahnelediklerini anlatıyor:


Dinçel adına sahne
“Şehir Tiyatrosu gibi çalışıyoruz. Ayrıca 47 yıllık arkadaşım Savaş Dinçel için binada bir Savaş Dinçel Sahnesi hazırlıyoruz. Dinçel 1 Nisan’da emekli olacak. Bu tarih aynı zamanda onun doğum günü. Dinçel’in adını taşıyan 80 kişilik oda tiyatrosu da o gün, kendi yazdığı 'Uçurtmanın Kuyruğu’ adlı oyunla açılacak.”
16 yıldır sahne sanatları eğitimi veren Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nden mezun olan öğrenciler de bugün pek çok tiyatro oyununun ve dizinin başrollerinde. Gezen, bu başarıyı “Bunda hem onların şansının hem de bizim emeğimizin katkısı var. Onlara iyi oyuncu olmanın yolunun iyi insan olmaktan geçtiğini anlatmaya çalıştık” diyerek değerlendiriyor.
Sergi, 16 Mart’a kadar görülebilir.            (0216) 550 74 23

“Asıl amaç Atatürk’ün adını yıkmak!”

Geçtiğimiz günlerde Atatürk Kültür Merkezi’nin (AKM) yıkılması konusunda verdiği bir demeçte “AKM’yi yıkmaya kalkarlarsa binanın önüne çadır kurarım” dediğini hatırlattığımızda ise şunları söylüyor Gezen:
“Bu yıkım konusunda gündeme getirilen gerekçeler, bana asla inandırıcı gelmiyor. AKM’de sahnelenen 'Yarasa’ operetinde konuk sanatçıydım. Orada en az 40-50 defa sahneye çıktım.
AKM, Türkiye’nin en modern tiyatro binasıdır. Hiçbir ihtiyacı yoktur. Kaldı ki binanın gerçekten teknik donanıma ihtiyacı varsa yıkılmasına gerek yoktur. AKM’yi yıkmaya çalışanların asıl amacının Atatürk’ün adını yıkmak olduğunu düşünüyorum”. 

ALINTIDIR
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 17/2/2007 - SERAMİK

Seramik

Seramik: Killi çamurdan çok öteDoğanın bize sunduğu en verimli maddelerden biri toprak. Yediğimiz içtiğimiz en hayati şeylerin kaynağı o olduğuna göre toprak olmadan yaşayamayacağımız açık. Bunun üzerine tartışmak elbette gereksiz. İşte toprağın sebze yetiştirmekten başka bir kullanım alanı var ki hayati önemi tartışmaya açık olmakla birlikte çok amaçlı, çok kullanışlı, çok keyifli bir şey: Seramik.

Genel birkaç bilgi ve kısa tarihçe

Seramik, kökenini Yunanca’dan alıyor. Bu dilde “kil” anlamına gelen “keramikos” veya “boynuz” demek olan “keramos” sözcüklerinden türemiş olduğu söyleniyor. Boynuz şeklindeki bir tür çömlekten bu bilgi çıkarılmış. Tarihin en eski çağlarında keşfedildiği üzere, kil veya toprak ile su karıştırıldığında, şekil vermesi kolay bir çamura dönüşüyor. Bunu yüksek derecelerde pişirdiğimiz zaman ise ortaya sert bir madde çıkıyor.

Bunları şüphesiz biliyorsunuz ama bu harika sanat dalına uygun bir giriş yapmamız da gerekiyordu haliyle. Bu noktadan sonra bazılarınızın bilmediğini tahmin ettiğimiz şeylerden bahsedeceğiz. Mesela şunun gibi: Seramik, bir ya da daha fazla metalin, metal olmayan elementler ile birleşmesi ve pişirilmesi sonucu ortaya çıkan inorganik bir bileşiktir. Ana malzeme olarak kullanılan kil, biliyor olabileceğiniz gibi taş ve kayaların uzun yıllar içinde dış etkenler sonucu parçalanıp ufalanması sonucu meydana gelen kum benzeri bir maddedir. Elbette günümüz seramik sanatı uygulamalarında kulanılan kil, birtakım fabrikasyon süreçlerden geçer ve kullanıma hazır hale gelir. İçine katılan bazı ek maddeler ile farklı tiplerde seramik üretimi yapmak mümkün olabilir.

Seramik: Killi çamurdan çok öteSeramiğin pişme derecesi gibi erime derecesi de neredeyse 2000 derece civarında seyreder. Yani kil ile suyu birleştirip mutfak fırınında çömlek yapma hayali kurulmasın boşuna diye söylüyoruz. Bunun için büyük, çok yüksek enerji üreten ve harcayan özel fırınlar vardır. Bu pişme ve erime sıcaklıklarını düşürmek ve üretimi kolaylaştırmak için seramik yapımında kullanılacak malzemenin içine bazı yabancı maddeler de eklenir. İşin sanatsal yönünden başka, ileri teknoloji seramikleri olarak adlandırılan ve çeşitli bileşimlerle oluşturulan sentetik seramikler, aşınmaya dayanıklı makinelerde, taşıtlarda, uzay araçlarında, bilgisayar ve makine üretiminde, tıpta, elektrikte kullanılıyor. Seramik kullanan kurşun geçirmez yelekler bile var.

Seramiğin keşfinin temeli, haliyle ateşin bulunmasına kadar uzanıyor. İlk çağ insanları, yediklerini, içtiklerini içine koymak için kaplara gereksinim duymuş oldukları için buna mecburi bir keşif de diyebiliriz. Gerçi bunun bir yangın sırasında tesadüfen olduğunu söyleyenler de var ama bunu kim kesin olarak kim bilebilir ki?

Anadolu’da, Yunanistan’da, Uzakdoğu’da seramik işlevsel kullanımının yanı sıra, dinsel anlamda da bir araç olmuş. Çok dinli dönem insanları, seramik heykellere tapınmıştır. Çatalhöyük’te bulunan seramik kaplar, seramik tarihinin MÖ 6000’lere kadar uzandığını gösterir. Zaman içinde seramik tuğlalardan evler, saraylar, yollar da yapılmaya başlamıştır. Elbette günümüze yaklaştıkça işin zanaat tarafı kadar sanatsal yönü de ağır basmaya başlamıştır.

Bugün seramik çanak çömlek üretimi daha çok fabrikasyona kaymış olsa da başta Avanos, Karasu, Kınık olmak üzere çömlekçiliğin faal olarak yaşatıldığı yerler de vardır. Seramik sanatında söz sahibi olan illerimizden İznik, Kütahya ve Çanakkale’yi de ismen anmadan geçmeyelim.

Temel seramik yapımı

Diyelim ki basit, standart şekilli bir çanak yapacaksınız. Bunun için, uygun olan çamuru alır ve dilerseniz elde oyarak, dilerseniz de torna dediğimiz hızlı devirde dönen yuvarlak tabaka üzerinde şekillendirme yapabilirsiniz. Tornayı tarif etmek için sinema tarihinin en bilinen sahnelerinden birini hatırlatacağız: “Hayalet” (Ghost) filminde bir seramik sanatçısını canlandıran Demi Moore’un üstü başı çamur olmuş halde gece gece çömlek yapmaya çalıştığı dönen bir alet vardır. Motorlu bir cihazdır, bir pedalı vardır ve üzerinde pedala basınca dönen, ağır, yuvarlak bir metal tabaka bulunur. Bacaklarınızı iki yana açıp torna taburesine oturursanız çalışmanız kolaylaşır.

Seramik: Killi çamurdan çok öteTorna tabakasının üzerine, tam ortasına önce fındık kadar bir çamur parçasını yapıştırmak gerekir. Sonra, yapacağınız şeyin büyüklüğüne göre bir miktar çamur alıp yuvarlamalısınız. Bunu, o minik çamur parçasının üzerine denk gelecek şekilde hızla tornanın üzerine bırakırsınız ve tabakaya sabitlersiniz. Üzerini biraz ıslatıp elinizle bu çamur topunu kavramak ve her yerinin ıslanmasını sağlamak, elden geldiğince de yamru yumru kısımları düzeltmek gerekir. Bundan sonrası çok zevklidir; pedala basıp tabakayı döndürmeye başladığınızda, avuçlarınızı açıp hamuru kavrayarak ona şekil vermeye başlarsınız. Baş parmaklarınızı ortaya batırdığınızda bir çukur açılır. Bundan sonra dikkatlice çeperleri inceltmelisiniz. Artık çanak mı, çömlek mi, vazo mu ne isterseniz şekil verebilirsiniz. Çok dikkat isteyen bir iştir bu; bir kere dengesi bozuldu mu hop diye kayar, her şeye yeniden başlamak zorunda kalırsınız.

Sadece çanak değil, heykel çalışmaları da yapabilirsiniz. Bunun için tornaya ihtiyacınız yok. İrice heykeller için şamotlu çamur dediğimiz daha iri taneli ve pütürlü, açık renkli çamur tercih edilir. Çalışmaya ara verdiğiniz zaman, eserinizin her tarafını hava geçirmeyecek şekilde naylon poşetle kaplamalısınız. İki gün sonra devam etmeye kalktığınızda kurumuş bir yarım heykelle karşılaşabilirsiniz ki bu pek keyifli bir durum değildir.Diyelim ki çok beğendiğiniz bir vazo var ve siz onun birkaç tane seramik versiyonunu yapmak istiyorsunuz. Yapmanız gereken işlem kabaca şu: Tercihen fayans bir zemin üzerinde, vazonuzu içine alacak şekilde tahtadan, üzeri açık bir kutu yapıyorsunuz. Çit gibi düşünün, etrafını çevreliyorsunuz yani. Vazonun üzerine özel bir kayganlaştırıcı madde sürülüyor, kayganlaştırıcı yoksa bolca vazelin de olur. Kutunun içi ise bildiğimiz beyaz alçı ile dolduruluyor. Ertesi gün alçı kurumuş oluyor ve tahtaları ayırıyorsunuz. Alçının içinden vazoyu nasıl çıkaracağınızı düşünebilirsiniz bu aşamada; işte orada size bu işi öğreten kişi işin püf noktasını anlatacak. Vazonun yapısına göre alçıyı iki parçalı kalıplamayı öğreneceksiniz ve bu parçalar lego gibi birbirine geçmeli olacak. Bunların içine sıvı çamur döküp pişirdiğiniz ve sonra kalıpları ayırdığınız zaman elinizde beğendiğiniz vazonun tıpkısı olacak.

Sıra geldi boyamaya... Temelde iki tip boya kullanılır; tekrar fırınlama isteyen ve istemeyen. Diyelim ki tornada yaptığınız çanağı pişirdiniz, onu fırçayla renklendirmek istiyorsunuz. Pişirme istemeyen boyayla bunu yapabilirsiniz ama onu bir mutfak eşyası olarak kullanmayı düşünemezsiniz; çünkü yıkadığınız zaman boya akar. Şimdi de diyelim ki vazonuzu fırınlama isteyen boyayla boyayacaksınız. Bunun için bir püskürtme aletine ve maskeye ihtiyacınız olacak. Bu tip boyayı, pişmiş vazonuzun üzerine sıkarak uygulayabilir, onu tekrar fırına verebilir ve sonuçta parlak, kaygan, yıkanabilir bir renkli yüzey elde edebilirsiniz.

Seramik sanatıyla uğraşmak, insanı oldukça rahatlatır. Avuçlarınızın içindeki toprağın vücudunuzdaki negatif elektriği aldığını hissedersiniz. Ama ağır işçilik istediğini de unutmayın; kilo kilo çamur yığınlarını taşımanız, yoğurmanız, sabırlı ve dikkatli olmanız, üstünüzün başınızın devamlı kirli olacağını kabul etmeniz gerekir. Üzerinde uzun uzun uğraştığınız eser fırında kırılabilir, çatlayıp patlayabilir. Bu tip durumlara hazır olmalısınız. Evde kolay kolay yapılacak iş değildir. Mutlaka bir seramik atölyesinde çalışmayı gerektirir.

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Hakkımda

GÜNER YENER'DEN SANAT VE SANATCI ÜZERİNE NETDE BULGULAR BU ÇALIŞMANIN HİÇ BİR TİCARİ AMACI OLMAYIP GÜZEL SANATLAR İLE İLGİLENEN ARKADAŞLARA KAYNAK TEŞKİL ETMESİ AMACI İLE YAPILMIŞTIR FARKLI DİSİPLİNLERDE DEĞİŞİK ÖRNEKLERİNİ GÖRECEĞİNİZ SANAT ESERİNİ BLOĞUMDA İZLEYEBİLECEKSİNİZ guneryener@hotmail.com KLASİK SANAT EĞİTİMİ ANLAYIŞINI BİRAZ OLSUN FARKLILAŞTIRABİLİRSEM NE MUTLU BANA, ÇALIŞMALARINIZDA BAŞARILAR DİLERİM

Son yazılar

İki heykeli geri verin
günün sanat haberleri
‘Mavi Senfoni’ kimde
Tiyatro Festivali başlıyor!
Forum İstanbul açıldı
GÖRMEK VE YÜZLEŞMEK
FAZIL SAY KONSERİNDE İZDİHAM
Fazıl Say'a büyük ilgi
Rekor fiyata satıldı
Özgür Sahne’de Karagöz Delirdi
Londra'nın en etkili isimleri arasında 3 Türk
KÜRESEL ÜRE'TEAM
TÜRKİYEDE BİR İLK HALK SEVDİĞİ EMEKÇİNİN HEYKELİNİ DİKTİ‏
TUYAP/ 18. İstanbul Sanat
Başlıksız
İ N S A N V E D E L İ L İ Ğ İ
ÖNCE İNSAN SONRA BAŞKAN
Victoria ve Albert Müzesi’nden Dünya Seramiği’nin Ba
ÇİZGİDEKİ IŞIK SERGİSİ
Başlıksız
VANDANA SHIVA GDO'YA HAYIR PLATFORMU'NUN KONUĞU OLARAK İ
VANDANA SHIVA GDO'YA HAYIR PLATFORMU'NUN KONUĞU OLARAK İ
Geçmişten Günümüze DANS ve BALE - 1
Geçmişten Günümüze DANS ve BALE - 1
veeee Fikret Mualla !

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Blog RSS
desen plastik sanatların namusudur
desenler
ressam
biyografi
eserlerimden örnekler
desen örnekleri
SERAMİK
uğraşmış arkadaşımız
GÜZEL FOTOĞRAFLAR
NÖBETCİ ECZANEYİ BURDAN BULABİLİRSİNİZ
ZAMANI OLMAYANLARA ÖDEVLERİNDE YARDIMCI
FOTOĞRAFI TADDILAR

Kategoriler

Arkadaşlar

antigone1
polyanna
habipaltiok
guneryener
oturanadam
sahildekibank
bizimada
gulerresim
1sonsuz3
sanategitimi
meleklerimizvebiz
gezenti
mehmet iren
İ.Gazi Özbey
s felsefeci
aylinindunyasi
ziranbula
satiyorumsaaattim
GÜVEN AKBULUT
kalliste
tulipanigratulipanigra
kenanyucel
pigafetta
okulderslerim
umutkuslari
Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:1
Son Sayfa |

Sitetistik